๑۩۞۩๑ GÜLİ RANA...'s profile۩۞۩๑ ﻬஐ♥ ﷲ ♥ gavsisanim....PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
۩۞۩๑ ﻬஐ♥ ﷲ ♥ gavsisanim.spaces.live.com ♥ ﷲ ♥ஐﻬ๑۩۞۩ İLAHİ ENTE MAKSUDİ VE RİZAİKE MATLUBİ๑۩۞۩๑GELİŞİNİZ GÜL İLE GİDİŞİNİZ GÜL İLE OLSUN๑۩۞۩๑ ﻬஐ♥ ๑۩۞۩๑ ﻬஐ♥ GÜLİ RANADAN SEVGİLERLE ♥ஐﻬ๑๑۩۞۩๑ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KURANI KERIM TEFSIR MEAL İÇERIGI
MENZİL NET
LISTE BIR
|
DEGERLI KARDEŞLERIM BU BLOGLARA BAKIP ISTIFADE EDBILIR BEGENDIGINIZI ALANINIZA ALABILIRSINIZ
İNTERNET ORTAMINDAN DINI VE TASAVVUFI ESERLER
POZİTİF DÜŞÜNMEYI OĞRENMEK
MENZIL NETTE YAZILI SOHBETLER
|
TARIH SIRASINA GORE BUTUN BLOGLARIM
TARIH SIRASINA GORE BUTÜN BLOGLARIM
TARIH SIRASINA GORE BUTÜN BLOGLARIM
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Public folders ![]() BESMELEYI ŞERİFE
![]() CUMANIZ MUBAREK OLSUN
![]() DİNİMİN DIREGİ GÖZÜMÜN NURU GÖNLÜMÜN HUZURU
![]() EY ESRARLI HARF
![]() GÜLÜ SEVDİM YARESUL SENIN İÇİN
![]() GÜZEL SÖZLÜ KARTPOSTALLAR
![]() HAT SANATINDAN ÖRNEKLER
![]() HER HALI AYRI GÜZEL TEFEKKÜR MANZARALARI
![]() LAFZATULLAH VARDIR BIRDIR TEKDIR ALLAH C.C_
![]() MEDİNEYİ MÜNEVVEREDEN KESİTLER
![]() MEKKEYI MÜKERREMEDEN KESİTLER
![]() MERHABA YA MERHABA EY ONBIR AYIN SULTANI ŞEHRI RAMAZAN
![]() NE GÜZEL YARADMIŞ GÜZEL MEVLAM
![]() ODA BİR KÖY VAR UZAKTA (@)MENZİLİM(@)
![]() ONUN YOLUNDA ONUN İZİNDE REHBERLERİMİZ A.O.R.O_
![]() RESLULLAH KUTSAL EMANETLER
![]() SADATI NAKŞİBENDIYYE ALTIN SILSILE(ARABÇA YAZILIMI)
![]() SEVGİLİ RESÜLÜM S.AV.ADINA KURBAN
6/29/2009 Bir yağmur yağdı![]() Bir yağmur yağdı, rahmet getirdi...
Bir gül açtı; insanlığın kahrı da, zehri de merhamete durdu... Bir rahmet yağdı... Sonra damlalardan bir gül açtı... Mektuplar gizemli alfabelere kaderleri yazmaya başladı... Bir yağmur yağdı ve bir gül açtı... Yürekler çiçeklere yenik düştü; zulümler bebeklere... Yağmurlarla bir gül açtı... Sevenin sevgisi gül yanaklarda ölümsüzleşti... Yağmur oldu, bir gül açtı... Serazad kuşların kanatlarından süzüldü yüreklere güzeller, güzellikler... Yağmur rahmete döndü; "alemlere rahmet" oldu. Su toprağa karıştı, balçık bedene durdu... Su ile toprak gül oldu... Su hayatı güzelleştirdi, bilgelik getirdi; gül güzelleşti estetik bitirdi. Su tersine akmamak üzere geldi, gülün yaprağına dikenler battı... Su rahmetti... Gül merhametin adı oldu... Öyleyse selam olsun Levlak´ın efendisine... Selam olsun en güzel gülüne kainatın... Ve selam olsun beşeriyet ırmağının berrak suyuna... Güle selam olsun; güle selam olsun da, ay vurgunu gecelerin gölgelerinde gölgesi düşsün üstümüze. Aşksızlığın kara gecelerinde ışığı vursun alnımıza, ıtırı dolsun dimağlara kırlangıç saatlerinde... Aynalardan jaleleri yağsın üstümüze; ve sevgilerinden sıyrılan vicdanlara rengi dolsun yağmur yağmur... Kendilerini hep o gülün kapısına yazsın gönüller; ve susuzluğun son deminde içilen son damla suda onun aşkını ansın bütün güller... Zaman o gül gibi gül görmemiş zaman olalı Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Gül olmadan gözü yaşlıdır cihânın; gül olmadan bağrı başlıdır her ânın... Suya hasret çöller gibi; söze hasret diller gibi... Gül olmazsa verilen nefeslere yetmez alınan nefesler; gül olmazsa sancılara merhem düşürmez sesler... Irmaklardan dökülüşler, dalgalardan bükülüşler gibi... Güle hasret zaman ağlar, zemin ağlar; gülden gayrı firak ağlar visal ağlar... Denizlere ulaşırcasına, ve rahmete yaraşırcasına... Bir gülün artık suya düşmeli rengi bu gün; ve bir yağmurun yaprak yaprak dökülmeli ıtırları üstümüze... Beşeriyetin üstüne gül yağmurları yağmalı bu gece; bu gece yağmurlar gül olup beşeriyetin üstüne yağmalı... Ey beyaz güllerin en beyazı; tekrar yağmurlar gibi yağ üstümüze... Ey sarı güllerin en sarısı; yine rahmet güneşi ol, doğ üstümüze... iskender pala
6/27/2009 KADIN VE ÖRTÜNME EMRİ![]() Mübarek Erol Kullarının selamet ve saadetini dileyen Rabbimiz, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla hak yolu bildirmiş ve insanlığın o yola girmesini emretmiştir. Habib-i Kibriya s.a.v. peygamberlerin, Kur'an-ı Kerim de kitapların sonuncusudur. Tebliğ edilen hak yolun adı, Rabbimiz'in adlandırmasıyla “İslâm”dır. Müberra dinimiz İslâm, sadece Allah ile kul arasındaki mücerret bağdan ibaret değildir. Fertlerin ve toplumların bütün ihtiyaçlarını içine alan eşsiz bir nizamdır. ![]() Müslüman, bu nizamı eksiksiz olarak kabul eden insandır ve balık su içinde bulunduğu müddetçe nasıl huzurluysa, müslüman da İslâm'ın emir ve yasaklarına uyduğu nisbette huzur bulur. İslâm yalnızca kişinin vicdanına bırakılan bir din değildir. Dinimiz, “hayatım yalnızca benimle Allah arasında, başkasını ilgilendirmez” sözüne izin vermez. Bütün hayatları ve hayatın bütün safhalarını birbirine bağlar. O halde imanla şereflenen her mümin İslâm dininin emir ve yasaklarına uygun olarak yaşamak mecburiyetindedir. Zaman ve mekân ne olursa olsun, müslüman, hayatının gidişatını bu ulvî nizama göre çizmelidir. İmanda samimi olmanın ölçüsü de budur. ![]() Samimi iman sahibi olan her müslüman bilir ve kesin olarak inanır ki, yüce dinimizin verdiği her emir insanın fıtratına ve ruhuna uygun, kişinin saadetine ve kurtuluşuna vesiledir. Yüce dinimizin emir ye yasakları tartışılmaksızın kabul edilir, pazarlık yapılmaz, işine gelmeyince reddedilmez. Fakat zaman zaman bu yüce dine mensub olanların da, ne cüretle bilinmez, Cenab-ı Mevlâ'nın kimi emirlerini bile bile anlamazdan geldikleri, kendi arzularına göre yorumladıkları, tahrif ettikleri görülür. Bu emirlerden biri, belki de en çok dile getirileni, yıpratılmaya çalışılanı, etrafında fırtınalar koparılanı hanımlara yönelik örtünme emridir. Halbuki kadınların örtünmeleri, tesettüre riayet etmeleri, dinimizin kesin emirlerinden biridir. Tesettür, Rabb'ü-l Alemin'e karşı kulun itaat ölçülerinden biridir. Tesettür aynı zamanda iffet, fazilet, şeref, hürriyet ve saadettir. Her emrinde mutlak hikmet sahibi olan Yüce Rabbimiz, mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: “Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, (ihtiyaçları için dışarı çıkacakları zaman) dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Böyle giyinmeleri, tanınıp eziyet edilmemeleri için daha uygundur. Allah, çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (Ahzap, 59) ![]() Diğer bir ayet-i celilede ise şöyle buyurulmaktadır: “(Habibim) mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boyun, kulak, baş, kol ve bacak gibi yerlerini) açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz, eller, ayaklar) müstesna. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar (Göğüs ve boyunlarını göstermesinler). Ziynet (yer)lerini ancak şu kimselere gösterebilirler: Kocalarına, babalarına, kocalarının (başka anadan olma) oğullarına, kendi erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, müslüman kadınlarına, ellerindeki cariyelere, (şehvetsiz ve kadına) ihtiyacı olmayan ihtiyar kimselere, henüz kadınların gizli yerlerinin farkına varmamış olan çocuklara. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da (yere veya birbirine) vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah'a tevbe edin ki dünya ve ahiret saadetine kavuşasınız.” (Nur, 31) Evet; ayet-i celile açıkça gösteriyor ki, müslüman kadınların yüzleri, elleri ve bir rivayete göre ayakları hariç, bütün uzuvlarını örtmeleri farzdır. Açmaları ise haramdır. O halde hiçbir müslüman kadın yüzü, elleri ve ayakları dışında hiçbir yerini, kendisine nikah düşen yabancı erkeklere gösteremez. Ancak yukarıdaki ayet-i celilede zikredilen on iki kimseye İslâm hukukunun tayin ettiği ölçüler dahilinde ziynet yerlerini göstermeleri caizdir. Bunların dışında bir müslüman kadın dışarıya, yabancı erkeklerin görebileceği bir yere gitmek zorunda olduğu zaman saçlarını, kollarını, bacaklarını, ziynet ve süslerini kapatarak çıkmaya, yani tesettüre riayet ederek çıkmaya mecburdur. Bunu yaparken, giysisinin vücut hatlarını gösterecek kadar ince veya dar olmamasına da özen göstermek zorunludur. Bu bakımdan günümüzdeki bazı tesettür uygulamaları örtünme vasfını yitirmiş görünmektedir. Müslümanların buna da dikkat etmesi, hakka batıl karıştırmaması büyük bir vazifedir.
Rabbimiz, Habib-i Kibriya s.a.v.'in hanımlarının şahsında bütün müslüman hanımlara şöyle emreder: “(Ey peygamber hanımları) evlerinizde oturun (ve ihtiyacınız için dışarı çıkmanız gerektiğinde) evvelki cahiliyet (zamanında süslenerek, ince elbiseler giyerek, açılıp saçılarak sokağa çıkan kadınların) çıkışı gibi çıkmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Rasulü'ne itaat edin.” (Ahzap, 33) Hz. Aişe ve Ümmü Seleme r.a. validelerimizin bildirdiğine göre, yukarıda zikredilen tesettürle ilgili ayet-i celileler nazil olduğu zaman, müslüman hanımlar derhal vücutlarını örtmüşler, tereddüt göstermeden Allah'ın emrine itaat etmişlerdir. ![]() Kuvvetli bir iman ve hayânın neticesi olan örtünme büyük bir değer ifade etmektedir. Nefsin süfli arzularına uyma yerine, kainatın şirin bir misafiri olarak, misafirhane sahibinin emirleri istikametinde hareket etmek büyük önem taşır. Aslında kadının fıtratı da bu ilâhi emire uygunluk arzeder. Çünkü kadın, yaradılışı gereği bir sakınma duygusu hissederek örtüsüne sığınır. Böylece nâmahremlerin dikkatini çekmekten, onların kem bakış ve kötü düşüncelerine hedef olmaktan kurtulur. Zira kadının kalesi ve siperi örtüsüdür. Tesettüre riayet etmemek, yani açık-saçıklık, sadece bireye değil, aile kurumuna da zarar vericidir. Yalnızca birbirlerine ait olma hissiyle hareket edip, bunun için söz verenler, tesettür emrine riayet edip mahremiyeti korumalıdırlar. Aksi halde karşılıklı güven, sevgi ve hürmete dayanan aile mutluluğu sarsılır. Kimse güvensiz bir evlilik yapmak istemez. Asrımızda örtünmenin, sakınmanın büyük oranda terkedilmiş olması, evlenme oranının gittikçe azalmasına sebep olmuştur. İnsanların bekâr kalmayı tercih edişlerindeki artış gösteriyor ki, tesettürün aile ocağının kurulmasında ve devamında büyük rolü vardır. Örtünmenin hürriyeti kısıtladığını savunabilirler. Sormak gerekir, nefsin arzularına esir olmak, hayvanî duyguların emrine girmek nasıl bir hürriyet olabilir? Öyle de olsa, kim istediğine ne kadar ulaşabilir? Mevlâ nasip etmedikçe kimsenin eline bir şey geçmez. O'na karşı gelinmekle de huzur bulunmaz. Gerçek hürriyet, Rabbimiz'in emirlerine kayıtsız şartsız teslim olmaktır. Örtünmek, Allah'a, Peygamber s.a.v.'e, Kur'an'a inanan herkes için mukaddes bir emirdir. ![]() Tesettür, müslüman hanımın hürriyetini gasbetmek, kısıtlamak, medeni haklarını çiğnemek için değil, bilakis bunları yerli yerine koymak ve korumak içindir. Tesettür, asalet ve faziletin ölçüsüdür. Çünkü asalet ve fazilet, dinin emirlerine uyup uymama bakımından kıyaslanır. Örtünmek imanın, edebin, hayânın açık bir ifadesidir. Habib-i Edip s.a.v. Efendimiz hadis-i şeriflerinde: “Hayâ imandandır. İman ise cennete götürür.” ve “Hayâ güzeldir. Fakat kadınlarda çok daha güzeldir.” buyurmuşlardır. Müslüman ebeveynler, ana-babalar, kızlarına, gelinlerine örtünmenin faziletini, hayâ perdesinin ulviyetini öğretmek zorundadırlar. Hayâ kaybedildiği an her şey kaybolmuştur. Bundan sonra dünyadaki hiçbir güzelliğin anlamı kalmaz. Hayâ perdesi yırtılmış insan bir avuç topraktır. İnsan olma vasfını yitirmiştir. Müslüman kadınların örneği, Hz. Hatice, Hz. Aişe, Hz. Fatıma (Allah onlardan razı olsun) gibi validelerimizdir; ar perdesini yırtmış olanlar değil. ![]() Asr-ı Saadet'in hanımları, ayet-i celile nazil olur olmaz hemen örtünüyorlar. Asrımızda ise bin beş yüz yıldır gelmiş olan bu emir göz ardı edilmekte, ona uyulmamaktadır. Bütün bunların sebebi birer baba, birer ana olarak üzerimize düşen vazifelerimizi yapmadığımız; hanımımıza, kızımıza, gelinimize, İslâm'ın iffet ve faziletini öğretmediğimiz ve yaşamadığımız içindir. Tesettür, yani örtünmek, kendini haramdan gizleyip korumak dinimizin çok açık bir emridir. Dinimizin emirleri de, tartışılmak için değil, uyulmak içindir. Dinin emirlerine itaat etmeyip, dünyanın emrine girenler de, bir meta gibi kullanılmaktan kurtulamazlar. Rabbimiz'in tevfik ve inayeti ile... 6/23/2009 Receb Ayının Birinci Gününün Orucu ve Gecesinin ÖnemiReceb Ayının Birinci Gününün Orucu ve Gecesinin Önemi
Ebû Zerr -radıyallâhu anh-'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: 6/22/2009 Arif Gönlüne SığınmakMehmet ILDIRAR •
SEMERKAND - Aylık Tasavvufî Dergi
125. Sayı Tasavvuf, “safa ve vefa” gözetmektir. Safa, kalbin ve nefsin temizlenmesidir. Bu safa, dünya malıyla servetiyle ele geçmez, ancak Rabbanî bir ikramdır. Vefa ise Allah’a kulluk, itaat ve bağlılıktır. Herkes Allah’ın kuludur. Fakat gerçekte ise, ben Allah’ın kuluyum, demek için kalbin, benliğin temizlenmesi, ibadet ve taate dikkat edilmesi şarttır. Tasavvuf, bu halin elde edilmesine vesiledir. Fakat tasavvuf yoluna girenlerin şu dört adımı bilmesi gerekir: Birinci adım: Allah’ın zatını, isimlerini, sıfatlarını bilip ona göre hareket etmektir. O’nun rahmetine sığınıp, gazabını çekecek davranışlardan kaçınmaktır. İkincisi: Kendi nefsini, onun isteklerini, bunların doğurduğu şerleri bilmek ve nefsi şerlerden muhafaza etmektir. Üçüncüsü: Şeytanı, onun düşmanlığını bilmektir. Nefs kemale ermemiş ise şeytan onu kullanarak insanı yoldan çıkarır, fakat nefs kemale erince şeytan kendine bir yol bulamaz. Kalelere ve kilitli yerlere hırsız giremediği gibi, nefs temizlenir kâm | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||